Yengeç Burcunda Güneş Tutulması

Merhabalar Dostlar,

Yarın 13 temmuz Cuma, çok önemli bir gökyüzü olayı gerçekleşiyor. Sabah 5:47’de parçalı güneş tutulmasına şahit olacağız.Güneş tutulmaları aynı zamanda “yeniay” dır. Tam, kısmi ve parçalı olarak oluşabilirler. Yorum bazında ise; göksel tema olarak “idrak” üzerine bazı farklarla enerjiler içerdiğini söyleyebilirim.

Ankara üzerinden değerlendirebileceğimiz tutulma haritasında, yeniay 20 derece ile Yengeç’te doğmaktadır. Öncü burç olması ve tutulmanın yükselen yakınlığı sebebiyle hızlı etkiler göstereceğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda; Oğlak, Terazi, Koç burçlarında ve 20’li derecelerinde gezegenleri olanlar hayatlarında çeşitli değişiklikler görebilirler. Tabii bu aksiyonlar, herkesin kendi haritasına özel detay, senaryolar içerecektir. Tutulma haritasında, yeniay ve güneş kavuşumu ile 20 derece Oğlak’ta bulunan Pluton karşıtlığı sebebiyle; ya dönüşeceğiz ya da dönüşeceğiz, kaçış yok yani…
Güneş tutulması, yükselen yakınlığı nedeniyle Yengeç temalarını güçlü şekilde hissettirecektir. Bu temaları ; Güvenlik, ülke, vatan, aile, kökler, beslenme,barınma, korunma şeklinde özetleyebiliriz. Tutulma haritası yaklaşık 2-3 ay boyunca etkinliğini koruyacak gelişmeler verecektir.

Haritanın en özel yan ise sabit yıldızlardan 20 derecede bulunan Castor ile tutulmanın kavuşması ve yükselenle 23 derecede bulunan Pollux’un kavuşmasıdır. Sabit yıldızlar kavuşumları ile kadersel etkiler yaratır. Olmaz dediğimiz konuları, oldururlar. Mitoloji de; Castor ve Pollux kardeştirler ancak Castor ölümlü, Pollux ise ölümsüzdür. Bir gün Castor, kuzeni İdas’la bir sığır sürüsü paylaşımı üzerine tartışır. Hile ile sürünün tamamını almak isteyen kuzen İdas, Castor’u öldürür. Buna çok üzülen Pollux, babası Zeus’a giderek kendisini de öldürmesi için yalvarır. Zeus kardeşlere çok acır ve onlara bir gün yeraltında, bir gün gökyüzünde yaşamaları şartıyla ölümsüzlük verir. O zamandan beri kardeşler özellikle kaybolan, fırtına içinde kalan denizcilere yardım ederler.
Hayatımızın en temel yasalarından biri “dualite” dir. Castor ve Pollux’da bu mitolojik hikayesinde, dual yanlarımıza atıfta bulunmaktadır. Castor kişilik planımızda; materyelle uğraşmakta, mal pazarlığı yapmakta, ilişkiler, adaletsizlikle yıpranmakta hatta bazen ölmekte… Pollux ise ruhsal planımızda işleyen konuları, kutsalla olan bağımızı göstermektedir. Güneş tutulmasında aktif olan bu iki sabit yıldızın tıpkı hikayesinde olduğu gibi semboliklerini çalıştıracağını düşünüyorum. Yeniay sonrası hepimizi kadersel başlangıç ve bitişler beklemekte…

Sevgiyle kalın

Sakıncalı Astrolog

Birsen Sunguray

Fellah

“Her yerde olan bu garip ağaçlar ne işe yarıyor?”

Amerikan iç savaşının başlaması ile birlikte İngilizler çok ciddi bir problemle karşı karşıya olduklarını fark ettiler. Dünya tekstil piyasasının neredeyse tamamı onların elindeydi, fakat esas sorun dünyanın birincil pamuk tedarikçisinin Amerika olmasıydı. Eh, ne zaman biteceği belli olmayan bir iç savaş İngilizlerin uzun vadedeki karını ve hegemonyasını darmadağın edecekti. Üretim tesisleri duracak, yatırımlar boşa gidecekti. zira pamuk olmadığında tekstilden bahsedilemezdi.

İç savaş uzadıkça pamuk tedariki azaldı ve haliyle İngilizler büyük bir şevkle dünyada pamuk tarımı yapılacak diğer arazileri araştırmaya başladılar. Dönemin şartları içerisinde pamuk üretimi ziyadesiyle hassas birtakım iklim ve su koşullarını gerektiriyordu.

İngilizler Çukurova’yı keşfettiler.

İngiliz temsilciler Sultan Abdülaziz’e konuyu açtıklarında Abdülaziz yekten kabul etti. Zira pamuk üretiminin ekonomik getirisi fevkaladeydi. İngilizler derslerine iyi çalışmışlar, Çukurova’yı derinlemesine tetkik etmişlerdi.

Arazi pamuk üretmeye uygundu, fakat üç büyük sorun vardı:

– Çukurova bataklıktı
– Çukurova’da tarım yapacak nüfus yoktu
– Osmanlı sınırlarında pamuk üretimini bilen kimse yoktu

İngilizler bataklık problemini ve pamuk üretimini bilen insan teminini çözebileceklerine söz verdiler, fakat tarım yapacak nüfus probleminin çözümünü Abdülaziz’e bıraktılar. Abdülaziz ve şürekası -muhtemelen İngilizlerin verdiği ipucuyla- fevkalade bir çözüm buldu:

Yörükler -gerekirse kuvvet marifetiyle- iskan edilerek ovaya indirilecekti. Hızlıca ferman çıkarıldı, Derviş Paşa komutasındaki dördüncü ordu gemilerle uğurlandı. Paşanın görevi basitti. İki bin yıldan fazla süredir yazın dağlara çıkıp, kışın eteklere inen ve hayvancılık yaparak geçinen konar göçer yörükler ovaya indirilecek.

Derviş paşa nispetle makul bir adamdı. O yüzden evveliyatında yörükleri ikna etmeye çalıştı. Aşiret reisleriyle toplantılar tertip edildi. Gerekçeler söylendi. Fakat yörüklerin cevabı olumsuzdu. Devlete bir ziyanları dokunmamıştı ancak şimdi koca bir ordu buraya tehditkarca gönderilmişti; gururları incitilmişti.

Savaş başladı. Dadaloğlu “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir!” dedi. Gururlu insanlardı; ruhları şad oldu. Çatışmalar 9 ay sürdü. Binlerce insan kılıçtan geçirildi.

Kozan, Kadirli, İslahiye, Yüreğir, Ceyhan gibi kazalar ve çok sayıda kasabalar kuruldu. Bataklığın, sineğin içinde yaşamaya mahkum edilen Yörükler etraflarına baktıklarında garip ağaçların tüm ovaya dikildiğini gördüler. daha önceden tanımadıkları, meyve vermeyen, ne işe yaradığını anlayamadıkları bu tropik ağaçlara garip şeklinden ve telaffuz etmekte zorlandıkları adından dolayı “Gariptos” dediler.

İngilizler sözlerini tutuyordu; dünya üzerinde suyu en çok seven ağaçlardan olan okaliptüs ağacını on binlerce sayıda olmak üzere tüm Çukurova’ya dikmişlerdi. Akabinde Mısır’dan binlerce yıllık tarım tecrübesi olan çiftçiyi Adana’ya getirerek Yörüklere tarımı öğrettiler. Adana’da halen var olan yoğun Arap nüfusunun kaynağı bu çiftçilerdir. İlk getirildiklerine “siz neden buradasınız?” diye soran Yörüklere hepsi aynı cevabı vermiştir: “Fellah”. Arapça’da “çiftçi” anlamına gelen bu sözcük Yörükler tarafından benimsenmiştir. Hala, bu gün dahi Çukurova’daki Arap soylarına fellah denir.

Muzaffer İzgü’nün Adanası

muzaffer-izgu

Adana büyüdü, büyüdü, gitti Tellidere’ye, Kurttepe’ye. Oysa benim çocukluğumda Adana, tren istasyonunda biterdi. Ondan sonrası, bağlar, bahçeler… Karşıyaka mı ( Ötegeçe ), o da Devlet Hastanesi’nin orda biterdi.

Benim anılarım o Adana!da kaldı.

“Allahının horozuna kravat takayım’’ derlerdi Adana’da. Takarlardı da. Söylendiğine göre çok eskiden bir Süslü Cumali varmış Adana’da, şimdi Hürriyet, eski adı Karalar Mahallesi olan mahallede. Bu Cumali öyle severmiş ki horozunu, onu da süslermiş, biryantinler sürermiş tüylerine horozu güzel görünsün diye, ibriğine aşı boyası çalarmış, pelerin giydirirmiş bazen horozuna, ayaklarına tozluk geçirirmiş zehir yeşili ipekten. Ne olmuşsa olmuş, bir gün de kravat takıvermiş horozunun boğazına Cumali.

Gülmeyi, espriyi severdi Adanalı.

Kim bilir, belki de gülünsün diye horozunu süslüyordu öyle Cumali. Kale kapısı’nın Hayte Emmi’si öleli yıllar oldu, ama ondan kalma sövme sürer giderdi Adana’da. Her zaman bir sövücü bulunurdu Adana’da, hem de parayla. Verirsin parayı, şaka olsun diye gider istediğin kişiye söver. Dayak yiyecekmiş, kovalanacakmış hiç önemli değil. İstersen zort da çektirirsin. O denli zort ustaları vardı ki Adana’da sağ elini düdük yapıp koydu mu ağzına, başladı mıydı nağmeli nağmeli zortunu çekmeye, başlar bir anda dönüverir, sanki çok duygusal bir ezgiymiş gibi dinlenirdi zort. Ondan sonra da sorulurdu, ‘’ Bu zort kime?’’ diye. Birinedir. Az sonra anlaşılır, dudaklar yayılır, gülümseme başlar. Zort çekilen mi, o da güler çünkü şakayı kaldıracak denli kendine güvenlidir.

O zamanlar soğutan klimalar ne arar ki?

Öyle de sıcaktır ki Adana yaz günlerinde, sıcak, yalım yalım fırın kapağından gelir gibi yalar geçer insanın yüzünü. Ama Adanalı şikayet etmez sıcaktan. Yeter ki soğuk olmasın. Sıcaklık kışın on derecenin altına düştü müydü, uf amana başlar adanalı “Dondum anam dondum. Ne lan bu soğuk?’’ Soğuk konuşulurdu da, sıcak konuşulmazdı Adana’da, sanki sıcak kentin bir parçasıymış gibi. Varsıllar yazın Bürücek, Tekir yaylalarına çıkarlardı, yoksullar da damlara. Ne denli çok kırık çıkık olayı olurdu. Çatısının üzerine çaktığı oluklu çinkonun üzerine, hiçbir yanında koruma duvarı olmayan damına serdi miydi döşeğini, uf püfür püfür… Eh bir de uyku arasında canı su istedi miydi, ya da bir yanından öteki yanına dönerken kendini kocaman bir yatağın içinde sandığı anda, kendini damdan aşağıda bulurdu. Olsun. Adanalı kırığa çıkığa razı. Evlerin içi sanki cehennem… Ya dam, sanki yayla. Bir de cibinlik uydurdu muydu üzerine, sivrisineklerin hepsi aç kalır. Geceleri o incecik cibinliğin içine bile girerdi kebap kokusu. Ne sabahın dokuzu, ne gecenin biri mutlaka bir köşe başında gezgin kebapçı olurdu. Sıcaktan bunalıp Adana’yı dört dönen, yazlık sinemadan çıkıp karnı acıkan, gezgin kebapçının önünde tünerdi. İki şiş mi, üç şiş mi, tike mi, kıyma mı yoksa ciğer mi, canının istediğini dürüm yaptırıp yerdi.

Yemesini sever Adanalı.

Şarap da olurdu bu gezgin kebapçılarda. Arabanın bir yanında beş on litrelik musluklu bir teneke asılıdır. Bekçiye, polise, dikkat edip kebabı yiyen oradan sabunu alır, musluğu açar, elini yıkar. Varsın öyle olsun. Bilen bilir, haydi bir ısırık dürümden acılı acılı, ondan sonra çömel, aç musluğunu tenekenin, ama önce sağa sola iyi bak, bekçi falan var mı diye, ondan sonra dik şarabını kafaya. Kebapçıyla sonradan hesaplaşması çok kolay. “Kaç kez elini yıkadın ağam?’’ “Üç kez”. Sökül o zaman üç bardak şarap parasını, tut evin yolunu. O gençlik yıllarımda, o gezgin kebapçılarda içtiğim sinekli şarapların tadını bir daha hiç alamadım…. O sarı musluktan nazlı nazlı akan, kan kırmızısı şaraplar ne güzeldi.

Ya o Adana’nın göbeğindeki, Kalekapısı’ndaki işçi pazarı…. Doğu Anadolu’dan, Güneydoğu Anadolu’dan gelen kadınlı erkekli işçiler… Dizilirlerdi yolun kıyısına. Ağanın adamı elçi bir bir seçerdi bu işçileri. Sağlam mı, çürük mü diye dişlerine bile bakardı. Yalvarırdı işçiler, “Beni de beni de’’ diye. Ama elçiye dayanıklı adam gerekliydi, çünkü ağası öyle buyurmuştu. Kadın seçilir, kocası seçilmezdi. Adam ezik, buruk, elçiden bir uyarı, “Hadi lan dellek ağlama, sen de alaçıkta çocuk bakarsın’’.

Külhanbeylerin de köküne kıran girdi. Nerde o eski Adaba külhanbeyleri, İzo’lar, Çocuk Yasinler, Sırrılar, Asvalt Rızalar, Garagaturlar…. Öyle bir yürürlerdi ki ceketi omuza atıp, böyle kollar iki yana açılmış, kolu kıvıramaz, çünkü kocaman bıçağı zulasında tutuyor. Parmaklar açık ki, sanki bir anda insanı tutup öfeleyecek. Göğüs, köşker göğsü gibi öne fırlamış…. Külhanbeyi önde, iboları arkada Atatürk Caddesi’nde tur atıyorlar. Selam dur, külhanbeyi geçiyor. Külhanbeyinin keyfi bilir, kiminin selamını alır, kiminin almaz. En iyisi, yolunu değiştir, geç karşı kaldırıma.

Ya şalgam tutkusu.

Her gün bir bardak şalgam suyu içmezse Adanalının işi rast gitmezdi. Öyle suyu lık lık içmez. Şalgamcıya şalgamını ısmarlarken, “Deneli olsun ağam’’ der. Şalgamcı önce bardağın içini kara havuçlarla doldurur. Üstünü de şalgam suyuyla tamamlar. Çiğne havucu, iç şalgam suyunu, her derde deva, sindirime, kan dolaşımına, kabızlığa, felce birebirdir.

Ne çok sever Adanalı gülü.

Bir gül kentiydi Adana. Ama sarı gül. Mayıs ayı değil, nisan ayıdır gül ayı. Bazı deli güller marttan açar. Her evin avlusunda tenekeler içinde sarı güller vardır. Bu gül tutkusundan mıdır Adanalı “Gülüm’’ der birbirine seslenirken…

Ya o “Lan efendi’’ söylemi.

Öyle derdi Adanalı, İster vali olsun, ister en büyük müdür, “lan efendi müdür bey, benim sana arz edecek bir derdim var’’ diye başlardı… Oradaki Efendi sözcüğü saygıydı belli, ya o lan? Lan da mutlaka içtenliğiydi, kendine çok yakın gördüğü içindi.

O Adana’yı çocukluğumun Adana’sını çok özlüyorum.

MUZAFFER İZGÜ

SOTHİS GÜNÜ

Merhabalar Dostlar,
6 temmuz cuma öğleden sonrası Güneş ve Sirius yıldızı kavuşuyor.
Bu kavuşum geleneklerde özel anlamlar içeren bir buluşmadır. Sirius çeşitli toplumlarda “sothis” “sirona” “şi’ra” yıldızı olarak adlandırılmaktadır. Sirius yıldızı büyük köpek takım yıldızı içinde yer almaktadır ve sembolojisinde yine köpek ile simgeleşmiştir.
Değişik toplumlarda bulunan mitolojilere bakacak olursak, Türk mitolojisinde; göksel sarayı bekleyen kurt olarak tasvir edilir. Yunan mitolojisinde Orion’un köpeğidir. Roma’da ise kurucu ikizleri Romus ve Romulus’u emziren kurttur.
Antik Mısır’a bakacak olursak; Sirius ve Güneş kavuşumu kutsaldı.Tanrıça İsis ile ilişkilendirilmiş ve Horus’un doğumunu anlatmaktadır. Sothis günü, yılbaşı idi ve bir yıllık ömrümüzün yazıldığına inanılırdı.

Hint inanışları içinde ise çok sevdiğim bir hikayeye sahiptir. Hemen paylaşmak istiyorum;
Cennetin kapısına ulaşmak adına yola çıkan dört kardeşten birincisi iyi bir savaşçı ve komutan, ikincisi usta bir şair üçüncüsü ünlü bir aşıktır. En küçük kardeşin özelliği ise sadece gurur duyduğu köpeğidir. Dördüncü kardeş ilk kardeşini bir savaş meydanında, ikincisini bir düğünde, üçüncüsünü de güzel bir prensesin kollarında bırakır ve cennetin kapısına ulaşır ama köpeğini cennete kabul ettiremez. Bunun üzerine cennete girmeyi reddeder, yolculuğunu cennetten izleyenler ona kardeşlerini terk ettiği halde köpeğini terk etmemesinin sebebini sorarlar. Küçük kardeş diğerlerinin kendi kaderlerini izlediğini ama köpeğinin ona tüm kalbiyle bağlandığını söyler. Bunun üzerine cennettekiler köpeği bir takım yıldız haline getirirler. Bu yıldız kümesindeki en parlak yıldızın adı siriustur yani köpeğin kalbi…

Bu kavuşumu en güzel şekilde yaşayabilmek adına; ihtiyacı olanlara yardım ederek sokakta ki sahipsiz canlara (özellikle başta köpekler olmak üzere) beslenme barınma adına destek olarak geçirebiliriz. Olumlama, dilek, niyetlerimiz için gökyüzünün kapıları açık olacağından temiz,saf düşünceler içinde olmaya ve beddua,dedikodu, şikayet etmekten kaçınmaya çalışmak iyi olabilir.

Tüm dualarınız güzelliklerle buluşsun, bireysel ve bütünün hayrına olsun.

Sevgiyle Kalın

Sakıncalı Astrolog

Birsen SUNGURAY

OĞLAK DOLUNAYI

“Kralın tacı dikenlerle örülmüştür” Platon

Merhabalar Dostlarım,
28.06.2018 perşembe sabahı saat 7:54’te Oğlak burcunda 6. derecede Dolunay oluşacaktır. Dolunay aynı zamanda yöneticisi Satürn ile kavuşum da olduğu için ve Oğlak 20. derecede Plüton ile stelyum nedenli, hayatımızda Satürnyen etkileri baskın şekilde hissediyor olacağız. Bu etkiler içinse; endişeli psikolojik durumlar, depresif ruh halleri, otorite figürleri ile gerilim, zaman ve bir şeyler yetiştirme baskısı sayabiliriz. Fiziksel olarak ise iskelet sistemi, kemikler ile ilgili konular için dikkat koymak iyi olabilir. Dolunay haritada 6 ve 12. ev aksını hareketlendirdiği dolayısıyla Hastaneler, sağlık kuruluşları, kamu alanı, hapishaneler ve tüm idari ve yönetim kuruluşları ön planda görünür olabilirler.
Harita yükseleni Aslan burcunda olup, yöneticisi Güneş 12. ev Yengeçte olması sebebiyle aile, vatan, beslenme, barınma konuları üzerinde oluşacak sıkıntılar gündem oluşturabilir.

Dolunay, Satürn kavuşumu Facies nebulası ile yakın olup, şiddet ve düşmanlık içeren olaylara işaret etmektedir. Dolunay haritasında ayrıca hava elementinin az olması, zihinsel formu düşük kişi ve olaylar ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.
Kova burcunda retro transit yapan Mars; içeri atılan yavaş yavaş biriken öfke ve isyanı gösteriyor. İlerleyen günlerde tutulmalar ile infilak şeklinde ortaya çıkacağını düşünüyorum. Kova Mars’ı, Aslan Venüs’ü karşıtlığı Akrep Jüpiter ile bağlanarak T kare oluşturuyor, “ben” ve “biz” konusunda karşılıklı gerilim oluşturuyor. Jüpiter Akrep sürecine maalesef derinleşerek, ruhsal büyüyerek sahip çıkamadık şimdiye kadar… Süreç manipülasyon, arka planda büyük işler çevirmek şeklinde ilerliyor…
Bu da bireysel ve toplu menfaat bazında dengeler için ileri dönemlerde oluşacak olan durumlar adına uyarıcı etkiler içeriyor. Tabii eğer yararlanabilirsek…
Dolunay ile birlikte bırakmak, kurtulmak istediklerimiz adına bitiş enerjisi oluşmaktadır. Bu enerjiyi ; yönetim, idare etmek, irade ortaya koymak, garantici olmak, sorumluluk almak, dayanıklı olmak, taşın altına elini koymak, basiret göstermek, harcamalarımız, korku ve endişelerimiz, başımıza gelenler ile öğrenebilme yeteneğimiz, gerekirse ön plana çıkmayı göze alarak, gözden geçirebilir ve yazıp, yakarak dolunay ritüeli gerçekleştirebiliriz. Dolunay sonrası, kalp ve iskelet sistemi ile ilgili sorunlarımız varsa kontrolleri atlamayalım.

Sevgiyle Kalın

Sakıncalı Astrolog
Birsen Sunguray

HERMES

İnsanlık tarihi yüce amaçlara doğru kendisine hız vermiş bilge kişiler ve inisiyelerle doludur. Bunların arasında Hermes en çok atıf yapılmış olanlardır. Hermes farklı metinlerde Thoth, Tehenti,İdris ve Enoch gibi farklı isimlerle anılmıştır. Tüm bu isimlere ait metinlerin her birisinin ardında aynı üslubu görebiliriz. Yahudi gizemciliğinde Enoch, isimli gizemli bir peygamber olarak zikredilen, Kur’anKerim’de, Hz. idris, olarak adlandırılan, Bahai metinlerinde Hermesi elvah belirtilen, kadim Mısır bilgilerinde Thoth olarak bahsedilen, Antik Grek’te Hermes Trismegustus olarak belirtilen kişinin Hermes olduğu yaygın olarak kabul edilir.
Sözü edilen isimler bulundukları toplumu ve buna bağlı olarak gelişen düşünsel ortamı doğrudan etkilemişlerdir. Bu anlamda bir çok toplumda Hermes, başlangıç sözlerini söyleyen kişidir. Nitekim Hermes’e atfedilen metinlerde bilinen en eski ezoterik metinlerdir. Eski metinler olması tarihsel olarak metinlerin etki sahasını kuvvetlendirmektedir. Tarihsel olarak Hermes’e yönelik yapılan yorumlarda şu tip ortak noktalar tespit etmek mümkündür. Hermes bir Mısırlıdır ve Mısır uygarlığının baş mimarıdır. Bu Mısır uygarlığının kuruluşu büyük tufan’dan önce başlamış ve Mısır uygarlığı tufan sonrası açıkca ortaya çıkmıştır. Hermes’in yaşadığı dönemin tufan öncesi ve sonrası dönem olduğu hakkında hakkında anlaşmazlıklar olsa da Mısır uygarlığının kurucusu ve temel öğretilerinin oluşmasında katkı sağlayıcı olduğu konusunda genel bir kanı vardır.
Hermes’in kim olduğu, ne yaptığı hakkında çok farklı söz söylenmişse de onun içsel aydınlanma yolunda ki bir çok kişi tarafından rehber alındığı ve uygarlığın yaratılmasında yine rehber olarak kabul edildiği yadsınmaz gerçektir. Kişilere hem içsel bir hareketlilik sağlaması, hem de madde dünyasının organizasyonunu vurgulaması sebebiyle Hermetik metinler insan varlığının bütünsel gelişimini hedeflemektedir. Hermes’in orijinal yazılarının eski Mısır dilinde yazıldığı söylenmektedir. Kendisi her çevirinin büyük bir kayıp olduğunu belirterek Mısır dilinde kelimeyi oluşturan seslerin söylenen anlamda ilişkili tesirler yaratabileceğini söylemiş ve özellikle Grekçe’ye çevirmenin sözlerini anlaşılmaz hale getireceğini belirtmiştir. Hermes’in bu uyarısına rağmen günümüze ulaşan metinlerin tamamı çeviridir.
Hermes’ sözleri farklı iddiaları olan çeşitli gruplar tarafından farklı ifade edilse de bizce asıl anlamını, kişinin içsel varlığına ve insanların oluşturduğu toplumsal bütüne verdiği hız ve hareketlilikte bulacaktır. Hermes’in metinleri “aşağıdaki yukarıdakine benzer” prensibi ışığında hem varlığın içsel doğasına ve insanların oluşturduğu bütünsel yapıya uygundur. Metinler kişi ve toplumlara ruhsal gelişme fırsatları sunacak bilgiler içermektedir.
Hermetizm, Hermes’e atfedilen yazıların gösterdiği bütünsel anlayışın ismidir. Hermetik düşünce sadece Mısır ve Mısır dinini değil bütün insanlığı etkilemiştir.
Yeni Platonculuk, rönesans, reform hareketleri ve İslam’daki mistisizm düşüncesinin temelleri Hermetik metinlere dayanır. İslam anlatılarında ilk göğe çekilen peygamber olarak Hz. İdris kabul edilir. Göğe çekilmek göksel olanla bütünleşmek ve fiziki olarak da orada ve yerde var olmak anlamındadır. Üç kere yüce Hermes olarak Grek’lerin ortaya koyduğu Hermes aslında yerin, göğün ve geçişin simgesidir. Rönesans başlamasında Hermetik düşünceler etkin bir rol oynamasına karşın aydınlanma dönemi sonrası gelişen sanayi toplumunda Hermetik metinler safsata yığını olarak görülmüştür. Fakat günümüzde sadece maddesel yönünü geliştiren modern uygarlık , ruhsallığı ihmal etmiş ve iki kanadı olan insanlık kuşunun maddi kanadı gelişirken ruhsal kanadı cılız kalmıştır. Hermetik metinler maddesel ve ruhsal dengeler bütünü olması sebebiyle çağımız insanının es geçtiği bazı değerleri düşünmesine ve bazı değerlerdeki abartılardan kurtulmasına yardımcı olmaktadır. Çünkü Hermetik metinler ruhsal olana yaptığı vurgu kadar maddi olanın yetiştirilmesine de önemli vurgular yapmıştır. Bu anlamda insanlığın maddi ve ruhsal yönlerine bir bütün olarak tesir edebilme ve ona rehberlik yapabilme imkanına sahiptir.
HERMETİK METİNLERİN TARİHİ
Hermetika günümüze kadar bir çok farklı çevirisi ile gelmiştir. Hermes kendi yazdığı dilden yapılacak çevirilerin gizemli bağının koparılacağını ve sözünün etkisinin azalacağını vurgulamıştır. Buna rağmen Hermes metinlerinin farklı kültürler ve ortamlarda çevrilerek insanlara içsel dönüşüm yolunda rehber olmuştur. Araştırmacıların iddialarına göre Hermetika aslında kadim kutsal yazı ile yazılmıştır daha sonra eski Mısır dili ile kaynaşma olmuş ve Mısır diline dönüşmüştür. Bu metinler M.S. 3. Yüzyılda Theodosrus’un himayesinde ki zamanın İskenderiye Patriği olan Theophilus’un fermanı ile yazılan Mısırca tüm eserlerin yakılması ve Mısırca konuşanların öldürülmesiyle ortadan kalkmıştır. Bu baskı döneminden kaçan mistikler kadim yazı formu ve Mısırca yerine Grek alfabesini kullanarak bir çok teoloji kitabının yazıldığı Kopt dilini kullanmışlardır. Bu dil 17. Yüzyıla kadar yani bu dili bilen rahipler yaşadığı süre içinde var olmuştur. Günümüzde metinler eski Mısırca değil, Grekçe, Latince, Arapça ve Kopt dilindedir. Hermetik felsefe Mısır uygarlığının içine sinmiş bir şekilde yaşarken örgütlü bir dine dönüşen Güneş Tanrı dini, Hermetik düşüncenin rahipler arasında bir sır olarak yaşamasına sebep olmuştur. Bu anlayış piramitlerin birer inisiyasyon merkesi olarak çalışması ve bu inisiyasyonlardan yararlanan bir çok mistiğin yetişmesine olanak sağlamıştır. Hermetika günümüze Grekçe’ye çevrilmesi sayesinde ulaşabilmiştir. M.Ö. 3.yüzyılda bir çok astroloji metni Grekçe’ye çevrilmiştir. Bu zamanda Thoth’un yazıları da Grekçe de dolaşmaya başlamıştır. Hermes Trismegistus’a atfedilen eserler Grekçe’de hem bir kadim bilgiler ansiklopedisi hem de simya, astroloji,tıp botanik gibi pratik amaçlara yönelik bilgi kaynağı olarak kullanılmıştır. Hermes’in metinleri felsefi ve teknik olarak ikiye ayrılabilir; Felsefi kısmı, içsel dünya ve Tanrısallık hakkında bilgilerin işlendiği ; Corpus Hermeticum,Stobaeus Fragmanları, Viyana ve Nag Hammadi papirüsleri ve Logos Teleios isimleri ile bilinen ortak metinlerdir. Diğer metinler ise astroloji,simya, anatomi, tıp, botanikle ilgili bilgiler verir. Grekçe’ye oradan da Latince’ye çevrilen eserler 7. Yüzyıldan itibaren Arapça’ya çevrilerek İslam dünyasında önemli yer tutmaya başladı. İslam dünyasında Hermes İdris peygamberle ve mistik Enoch’la özdeşleştirildi. Grekçe’den Arapça’ya çevrilen eserler arasında şunlar sayılabilir; Hermese atfedilen, Kitabu’l Esrar. Majinin kurallarının belirtildiği Nevamis Hirmis. El Kindi’nin yazdığı Hermesin Grekçe çevirisi olan Risale fi ilm el-ketif. Arap yazarlarının Hermetik felsefeyi konu alan ve Hermetik etki taşıyan yapıtlardan birkaç örnek vermek gerekirse şunlar belirtilebilir. Farklı türde bitkiler yetiştirmek için yazılmış Kitab Esrar el-Kamer, Hermes’in deyişlerini içeren Adab ül-felasifa, Simya üzerine Hermetik biryapıt olan Muhammet ibn Umeyl Teymimi’nin Kitab şerh ül-suver’i. Büyü ve dua metinleri olan Kitab gayet ül-hakim. Arapça’da Hermes هيرميز (Hirmis, Hermes, Hurmus ya da İrmîs diye okunabilir) el-Farabî tarafından es-saîd el-cedd olarak açıklanmıştır, bunu Tanrı’nın yukarı yükselen / kutlu kulu olarak yorumlamak mümkündür. İbn Erfa’ Ra’s ise Hermes’i ebû’l-felâsifa yani filozofların babası diye anar. Arap hermetizminin, Yunan hermetizmiyle yakından ilgisini gösterense, Hermes’e yüklenen üç kat yücelik vasfıdır. Mısır’daki Thoth’tan Hermes’e geçmiş bir vasıftır, özetle Mısır’da ve Yunan’da Hermes’e “Hermes, Üç Kat Büyük Hermes” denir, bunun da Yunanca ifadesi Ἑρμῆς ὁ Τρισμέγιστος’tur (Hermes Trismegistos). Arap hermetizminde de çoğun el-muselles bi’l-hikme (hikmetle üç kere nimetlenen) ve el-muselles bi’n-ni’me (kendini nimetlerle üç kere doldurmuş olan) olarak adlandırılmıştır.
Arap hermetizminde bu üçleme “varlık, hikmet ve hayat” olarak da açıklanmıştır.

Sevgiyle Kalın

Birsen Sunguray

Kaynaklar
Hermesler Hermesi, Mahmut Erol Kılıç
Kybalion Yasaları, yedi kozmik yasa
www.hermetics.org
Onur Güven, Okült Astroloji Ders notları

İKİZLER YENİAYI

“Kader seni güldürmüyorsa, espriyi anlamadın demektir” SHANTARAM

Merhabalar Dostlar,
13 haziran 2018 ve saat 22:44 itibariyle ikizler burcunda 22. derecede yeniay oluşacaktır. Yeniay gençler, eğlence alanları, risk alma ve entelektüel konular üzerine etkin olacak görünüme sahiptir. Yeniay yöneticisi Merkür Yengeç’te olup, aile, vatan, beslenme, barınma konuları üzerinde gündem verebilir. Ancak ışık altında olduğu için Merkür kendini ifade konusunda zorlanma söz konusudur. Harita yükseleni Kova burcunda olduğu için İkizler yeniayı ile “orantısız zeka” oluşturuyor. Gölge yönden ise; isyan etme ve düşük zihinsel formlara tahammül edememek şeklinde tarif edebileceğimiz bir psikoloji veriyor.

Yeniay haritasında yükselene yakın 1. Ev Mars düşünsel konular için aktif eylemsel yetenek sağlıyor. Ancak sert bir T kare ile yükselen yöneticisi Uranüs ve anaretik derecede Venüs ile bağlanmış durumda. Ani biçimde oluşabilecek ve kitlesel yaygın, iletişim, adalet, ilişkiler temalı şiddet içeren olaylara işaret ediyor. Kova’dan Mars’ın Pandora ile kavuşumu beklenmedik bilgilerin ortalığa dökülmesine vurgu yapmaktadır. Venüs’ün aynı zamanda Vulkanus ile kavuşumu, önemli ve istenilen kavuşmaları gösterirken, Vulkanus için geri planda ve stratejik yapılan işler açısından bakılması doğru bir bakış olabilir. Zor olabilir, ancak ilahi olana güvenmek gerekiyor…

Yeniay haritasında bize ipuçları sunan önemli görünüm olarak Kad ve Hekate kavuşumunu alabiliriz. Çünkü harita ikizler tarzına uygun olarak bize bilgiler veriyor ve yollar, seçimler sunuyor. Kad gitmemiz gereken yol ve Hekate, bu gün yaptığımız seçim ve kararların bizleri yol ayrımında tuttuğunu gösteriyor. Antik çağlarda Hekate sembollerinin yol kavşakları üzerinde kullanıldığını hatırlatmak isterim. Hekate son derece güçlü bir Tanrıça’dır ve Titanlar, Tanrılar arasında bulunan savaşta; Tanrılar tarafında, Zeus’un yanında yer almış ve zaferi belirleyen olmuştur. Bu bağlamda hayatımızda bulunan kadın figürleri önemli olmaktadır. Kad ve Hekate Aslan’da olduğu için irade koymanın, sağlam durmanın ve Mars karşıtlığı nedeniyle şiddet tuzağına düşmeden, bunları gerçekleştirmenin önemli olduğunun altını çizmek doğru olabilir…
Yeniay için; özellikle yazarak olumlama yapılması ve ana başlıklar olarak; zihin, zeka, akıl, değişik olma, tarafsızlık, okumak, yazmak, çizmek, konuşmak, eğitim, alış veriş, bilimsel konular, medya, iki durumdan birisini seçmek adına faydalanabiliriz…

Sevgiyle kalın, güzelliklerle buluşun

Sakıncalı Astrolog

Birsen Sunguray

Yıldızların üstünde bir yıldız

Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.

Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.

Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.

Öyleyse ölümden korkmak niye?

Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,

Ya da alçaldığım görüldü mü?

Bir gün insan olarak ölüp,

ışıktan bir yaratık rüyaların meleği olacağım.

Fakat yolum devam edecek,

Allah’tan başka her şey kaybolacak.

Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.

Yıldızların üstünde bir yıldız olup,

Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.

Mevlana Celaleddin Rumi

Yay Burcunda Dolunay

Merhabalar Dostlar,
29 Mayıs 2018 saat 17;19 da Yay burcunda 8.derecede kuvvetli bir dolunay oluşacaktır. Dolunay 2. Evde oluşmakta olup, 2. ev ve 8.ev aksını hareketlendirmekte olacak… Bu aksta maddi ve manevi değerlerimiz; dolunayın büyüteç etkisi altında görmemiz, bırakmamız, vazgeçmemiz gerekenleri görünür kılacaktır. Dolunayın Yay burcunda olması “değer” kavramı ile uluslar arası konuları birbirine bağlamaktadır. Dolunayın yükselene yakın yöneticisi olan Jüpiter Akrep burcunda olup, retro sebepli daha önceden olmuş, bitmiş gizli saklı mevzuları ön plana getirecektir.
Dolunay da, Ay Batının koruyucu yıldızı Antares’e oldukça yakınken, Güneş ise Doğunun koruyucusu olan Aldeberan’a yakın olacak. Bu dolunayı kuvvetli ve kadersel bir hale getiriyor. Biraz hatırlamak istersek, iki yıldız da şartlı olarak büyük başarılar getiriyorlardı. Antares, hitabet, konum verirken, abartmak ve kibir zaafına yenik düşeni alaşağı ediyor. Aldeberan ise yüksek gözlem, kendini ifade gücü verirken dürüstlük şartı koşuyordu. Eğer şartlar gerçekleşmezse, aynı şekilde alaşağı ediyor. Antares özellikle kalp krizi durumlarını tetiklerken, Aldeberan da ise baş, boyun yaralanmaları aktif ve sorunlu çalıştığında görülebiliyor.
Dolunay haritasında 3. Evde görülen Oğlak Satürn’ü ve Plüton, iletişim alanında alınacak resmi kısıtlama ve kontrol edilme üzerine değişiklikleri gündeme getirebilir. Yine anaretik derece ve ışık altında olan Merkür’de iletişim, gazetecilik, medya konularında rahat olmayan, zorlu bir sürece dikkat çekiyor. Harita da bulunan uçurtma kalıbında ise en tepede 9. Evde Yengeç Venüs’ü yer alıyor. Uzun zamandır yazdığımız (hem benim, hem sevgili arkadaş ve hocalarımızın) yazılar da 2.ve 8. Ev konuları genel olarak hep ön plana çıkıyordu. Bu konuda elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık. “değer” kavramı çok önemli. Dünya bizim istediğimiz şekilde kullanabileceğimiz bir malzeme değil. Sürekli daha fazla, daha fazla çalışıp, sevgi, saygı, merhamet gibi manevi değerleri unutup, zamanımızı ve ömrümüzü böyle geçirmek ve elde ettiğimiz para ile sürekli daha fazla, daha fazla satın almak ve fiziksel, ruhsal hatta zihinsel “çöp” yaratmak, bize şeker kağıdına sarılıp sunulan hayattır. Bende bu hayatı ayaklarınızın dibine koyup, bundan ne gibi “değer” yaratabilirsiniz? Diye sormak istiyorum…
Dolunay ile şifa bekleyen tüm yanlarımıza bakmak iyi olabilir belki de…
Sokrates şöyle der “Sorgulanmamış bir hayat, yaşamaya da değmez”

Güzelliklerle buluşun, sevgiyle kalın

Sakıncalı Astrolog
Birsen SUNGURAY

Boğa Yeniayı

Merhabalar Dostlar,

Stoa felsefesinin kurucusu Zenon şöyle der; “Yaşam danstan çok, güreşe benzer, önemli olan sağlam durmak ve beklenmedik darbelere hazırlıklı olmak”

Yarın 15 mayıs, saat 14.48 de Boğa burcunun 24. Derecesinde yeniay doğuyor. Ankara üzerinden bakabileceğimiz haritada; Yeniay 9. evde doğmakta ve aynı zamanda 2. evde bulunan Akrep Jüpiteri ile bir karşıtlık oluşturmakta. Yeniay ile özellikle spekülatif değerler; bankacılık, borsa, sigorta, miras ve nerden kazanıldığı açıklanamayan paralar konusu gündeme gelecek görünmektedir. Diğer detaylar içinse; Uluslar arası ilişkiler, yabancılar, yüksek öğrenim kuruluşları, din kurumları ve felsefi içerikli alanlar öne çıkacak gelişmeler yaşabilirler. Yeniayın Capulus sabit yıldızı ile birleşmesi tüm bu alanlarda macera ve hayalperest yaklaşımlara ve kaba kuvvete dökülen durumlara başlangıç verebilir. Yeniayın Pluton ve Mars ile yaptığı olumlu açılar başlangıçların yaratacağı dönüşümlerin iyi nihayete erebileceğini ancak bu zorlu bir dönemden geçerken mücadele vermenin önemine işaret ediyor. Yeniay yöneticisi olan Venüs İkizler’de Mc ile birleşmiş olup, Uranüs ile olumlu açısı yönetici, üst düzey statü de bulunanlar adına sürpriz açıklamalar veya beklenmedik ortaklıklar görülebilir. Ancak olumsuz Neptün açısı bunların reele dönüşmesini engelleyecek konumdadır.

Yeniay yükseleni Başak burcunun 24. Derecesi olup; Sağlık, hastalık, hastaneler, hizmet içerikli konular ön plana geçebilirler. Yükselen yöneticisi Merkür 8. Evde olup, anaretik derecede Uranüs ile kavuşumda ve yine anaretik derecede ki Mars’tan olumsuz açılar almakta olduğundan ; özellikle medya, gazetecilik alanında şiddet içeren, hoş olmayan haberlere işaret ediyor.
Bizler yeniay sabit Boğa burcu enerjisi ile sağlam basmamız gereken konulara yoğunlaşabilir, gerekli konsantrasyonu bulabiliriz. Hayatımızda sahip olduğumuz maddi ve manevi değerleri görüp, bunlara şükredebiliriz. Değerlerimizi nerelere yüklediğimize bakabiliriz. Maddi kaynaklarımız için yapmamız gereken yardımları yapıp, mantıklı mali yollar, yatırımlar izleyebiliriz. Kısa bir süre sonra Uranüs’ün Boğa burcuna girmesi bir çok değerleri alt üst edeceği için garantici, sağlam yollar üzerine düşünmek iyi olabilir.

Boğa beş duyumuzu ilgilendirdiği için sanatsal faaliyetlere başlamak isteyenler için güzel bir zamanlama vermektedir. Boğa yönetiminde olan boyun ve çevresi, ayrıca ifade tarzımız, güzel konuşma gibi konular için girişimlerde bulunma adına güzel enerjiler sunuyor.

Tüm olumlama, dua, dilekleriniz güzelliklerle buluşsun…
Sevgiyle kalın

Sakıncalı Astrolog
Birsen SUNGURAY

VARUNA 20000

Varuna 2000 yılında Robert S. Mc Millan tarafından keşfedilmiş. Neptün ötesi gök cisimleri içinde geçer. Kuiper kuşağında yer almaktadır. Kuiper kuşağında şimdiye kadar 400 civarı gezegenimsi bulunmuştur. Tanımlanma durumları halen tartışmalıdır. Varuna, büyük kubevanolar içinde tanımlanmıştır.

Mitolojik hikayesi ise çok zengindir. Sözcük olarak ilk defa Hititler ve Mitanniler arasında yapılan bir anlaşmada Tanrıları şahit olarak belirttikleri için rastlıyoruz. Şahit yazılan Tanrılar İndra, Mitra ve Varuna’dır. Ancak Varuna için bilgi alınabilecek en önemli kaynaklar “Vedalar” dır. Vedalar Çağı M.Ö. 1500- 500 yılları arasındadır. Vedalar da belirtilen Panteon Hint-Aryan inanışıdır. Veda sözcüğü, vid “bilmek” eyleminden türetilmiştir ve “”kutsal, dinsel bilgi” anlamındadır. Vedalar dört bölümden oluşan Hint-Aryan kutsal metinleridir. Vedaların ilk bölümü “Rig Veda” dır. Bunun dışında; “Soma Veda” “Yacur Veda” ve “Atharva Veda” bulunmaktadır.
Rig- Veda’nın 1028 ilahisinden en az 250’si Tanrılar Kralı İndra’ya, yıldırımlar savuran ve yağmur veren Tanrıya seslenmektedir. 220 tanesi ise ateş Tanrısı Agni’ye seslenmektedir. Agni ocaklarında ailelerin koruyuculuğunu yapmakta, sunaklarda onların saygılarını ve kurbanlarını kabul etmektedir. 120 ilahi Agni’nin ağzına dökülen kurban içkileri Soma’ya dır.

Güneşe, rüzgara, yağmur tanrısına, fırtına tanrılarına seslenen sayısız ilahi vardır. Parlak Gök Baba ve her yere yayılan Toprak Ana’yla kızları sevimli Şafak ve Gece de kutsanmaktadır. Fakat hepsinden yücesi, ona adanan ilahi sayısı bir düzineyi zor bulurken, ilah Varuna’dır.
Varuna adı fiil kökü vr. “kaplamak, içermek” anlamından gelir; çünkü o evreni içerir ve sıfatı egemenliktir. Varuna sulara ateş salar, altın disk güneşi göklere uçurur, gece ve gündüzü ayarlar, ayırır. Ve onun düzeninin ritmi(rta) dünyanın düzenidir. Gökte durarak güneşi alet gibi kullanarak büyülü yaratıcı gücüyle (maya) dünyaya yön verir. Bu yolla üç dünya yaratmıştır, üçünde de oturur; Gök, yer, aradaki hava. Burada duyulan ses Varuna’nın soluğudur. Altından evi, bin kapılı bir malikanedir. Burada oturup, dünyada olup, biteni izler. Güneş bile bu yüksek noktaya ilerler, insanların yaptıklarını anlatır. Varuna’nın bin gözüyle gözettiği, hükmettiği düzen, Mısır’da bulunana Maat ve Sümer’de bulunan Me’nin karşılığıdır. Ancak bu karşılık sadece fiziksel içeriğe sahip değil, aynı zamanda ahlaki bir düzeni de korur. Varuna düzeni Rta’dır. Gerçek ile birbirinin yerine kullanılır. Rta olaylara düzen, şekil verir. “Rta’nın yolları vardır” cümlesi geleneksel bir deyiştir. Atharva Veda’da ise Evrenin yöneticisi ve suların düzenleyicisidir.
Epik dönemde ise Varuna’nın daha çok suların yöneticisi, denizlerin ve nehirlerin tanrısı olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Evi okyanuslarda “makaralar” ın ülkesinde dir. O yüzden binek hayvanı makaradır. Makara; timsah, yunus ve köpek balığı karışımı bir deniz canavarıdır.

Astrolojik açıdan bakmak istersek; Varuna su elementi ve aynı zamanda hava elementi ile alakalı çalışıyor. Çeşitli haritalarda yaptığı etkilere göz atınca, açı yaptığı gezegen ve önemli noktalara büyüteç tutuyor. Olayları büyük, gözler önüne taşıyan hale getiriyor. Kolektif haritalar da bu nedenle çeşitli büyük felaket ve ani yayılan hastalık konuları ile bağdaştırılmış. Bireysel olarak, mitolojisinde olduğu üzere düzen yaratma anlayışı hakim. Ancak bu düzen yaratma anlayışı daha göksel yani “ilahi adalet” şeklinde gerçekleşiyor. Düzen yaratma iç güdüsü ile, doğal liderlik özelliği vermesi muhtemel. Yersel adaleti ya da idari adaleti ise daha çok Mitra ile bağdaştırabiliriz. Haritada bulunduğu konuma göre üst düzey gözlemci özelliği verebilir. Gözünden bir şey kaçmaz. Ancak insanları ve her şeyi sürekli tartar,ölçer, biçer. Gerçek, dürüstlük, ahlaki konular kişi için çok önemlidir. Ciddi bir yaratıcı yönü vardır. Eğer su ve hava elementinde ise daha bariz hissedilecektir. Bunun dışında yine mitolojisinde belirtildiği üzere alet, edevat kullanma konusunda yetenek ve teknolojik eğilimler verebilir. Tüm bunlara rağmen eşinin de şarap Tanrıçası Varuni olduğunu hatırlatarak gezmeyi, eğlenmeyi bilen bir yönü olduğunu eklemek isterim.

Sevgiyle Kalın

Kaynaklar;

Doğu Mitolojisi, Joseph Campbell

Hinduizmin Kutsal Metinleri Vedalar, Kürşat Demirci

Sakıncalı Astrolog
Birsen SUNGURAY

Akrep Dolunayı

Merhabalar Dostlarım,
30 nisan sabahı 3;57 de Akrep burcunda 9 derecede Dolunay gerçekleşecektir. Ankara üzerinden bakabileceğimiz haritada yükselen Balık burcunda 21 derece de gerçekleşecek. Yükselen klasik yöneticisi Jüpiter Akrep’te ve klasik yönetici Neptün ise 12. Ev ASC üstünde olduğu için haritaya su elementi etkisini baskın şekilde hissettiriyor. Dolunay ile birleşen astreoid Poseidon ise yine su elementi içerikli aşırı yağmur, tesisat sorunları ile evi su basması, lüzumlu lüzumsuz ağlama isteği gibi konuları yükseltebilir. Balık ve Akrep etkisi; eğer bırakmak istediğimiz artık irade koymamız gereken, sürücemede işlerimiz varsa yine destek veren enerjiler içermektedir, bunu fırsat olarak görebiliriz. 8. Evde oluşan dolunay 2 ve 8. Ev aksını hareketlendirerek manüplatif kazançları; para,bankacılık, sigorta, borsa gibi alanları ve manevi değerlerimizi, ölüm kavramını görünür hale getiriyor. Ayrıca yükselen Balık vurgusu; kayıplar ve kurban bilinci taşımak, birlik kavramı, aldanma, aldatılma konularını ön plana taşıyacaktır.
Önemli bir açı olarak Mars, Pluton kavuşumu 11. Evde bulunuyor. Geniş halk kitleleri, dernekler, sivil kuruluşlarla alakalı çalışacak kavuşum, bu topluluklar üzerine kayıplar verdirebilir. Kavuşumun Asc ile olan karesi, bu kavuşumun etkilerini yine ön plana taşıyor ve gerginleştiriyor.
Dolunayın 2 ve 8 aksında olması sebebiyle ekonomik varlıklarımızı gözden geçirip, mantıklı bir kazanç, harcama dengesi içinde olmamız, sürekli satın alma psikolojimizi gözden geçirmek iyi olabilir. (ki Venüs ikizler çosturmuş olabilir) Şükretmeyi bilmek ve çevremizde ihtiyacı olanlara yardım etmek, bizi asıl biz olan, ruhsal alanımızda besleyecektir.
Dolunay haritası, baskın olan su elementi ile şifa ihtiyacımız olan fiziksel ve manevi alanlar için destek vermektedir. Özellikle sağlık konuları adına kontrol, tedavi ihtiyacımız varsa dolunay sonrası uygun zamanlama olacaktır. Başta sigara olmak üzere bağımlılık içeren tüm madde bağımlılıkları ve psikolojik bağımlılıklar (örnek olarak; tek bir şey yapamamak, yardım bağımlılığı giderek yaygınlaşan psikolojik bağımlılıklar arasında başı çekiyor) görmek ve bırakmak açısından dolunay yine bize destek veren enerjiler içeriyor. Bırakmak ve kurtulmak istediğimiz tüm konular adına bunları yazıya döküp, sonrasında yakarak dolunay ritüeli yapabilirsiniz.

Sevgiyle kalın her daim…

Sakıncalı Astrolog
Birsen Sunguray

Koç Yeniayı

Merhabalar Dostlarım,

16 Nisan 2018 sabah 4.48 de Koç burcunda 26 derecede Yeniay doğacaktır.

Yeniay haritasında yükselen Balık burcunda olup, 12. Evde kalan yükselene yakın Neptün dolayısıyla “görünenin göründüğü gibi olmadığı” ve özellikle “kayıplar” konusunun ön planda olacağını göstermekte… Yine Balık burcunun son derecelerinde Scheat yıldızı ile kavuşan Chiron özellikle deniz ve havadan gelebilecek kaza ve tehlikeleri göstermektedir. Chiron 29 derece Balık’ta ve anaretik derece olduğu için zorlayıcı etkiler vermekte, bu bağlamda transit hareketi ile bütünün hayrına yaptıklarımız daha önemli hale geliyor. Chiron doğası gereği kendi yarasını saramıyor, bunun için; birbirimiz için ne kadar yardımcı olduğumuz, dertlere ne kadar ilaç olabildiğimiz, nelerden vazgeçebildiğimiz Koç transitine başladığında cevaplarını bulacak sorular olacak…

Yeniay haritasında Güneş ve Ay kavuşumu aynı zamanda Uranüs ile kavuşmakta olduğundan ani, beklenmedik olayları beklememiz gerekiyor. Aslında yeniay Koç’un son dekantında, bu nedenle daha çok başlangıç değil, bitişlerle ilgili çalışıyor. Yeniay; Pluton, Mars ve Satürn sert açılar yapmakta, daha önceden adım adım planlanmış, manüplatif başlangıçlara işaret etmektedir. Bu açılar, 10 ve 11. Evde olduğu için yönetim, idare ve geniş halk kitlelerini etkileyecek özellikler veriyor. Yeniay ise her ne kadar 1.ev gibi görünse bile kıstırılmış burç konumunda olduğu için umut ve enerji olarak düşük hissediyor olabiliriz.
Harita da hava elementi eksikliği ve Merkür’ün durağan olması ise akıl, zihin, medya, iletişim olarak bizi bireysel ve toplumsal zorlayan etkiler sunuyor. Sonuç olarak hem gökyüzü açıları, hem yeryüzü yansımaları olarak zor günlerden geçiyoruz. Ancak “umut” korumamız gereken en büyük değerlerimiz içinde ve tabii her açıdan “temiz” kalmak gerekiyor.

Yeniay ile kendimiz ve bütün adına niyet, olumlama yapabilir, dua edebiliriz. Unutmamak lazım ki, hayatın kendisi dualdir. İyi ve kötü beraber gelir. Bizim görevimiz iyiyi ortaya çıkarmaktır.

“Yeryüzünde ne kadar kötülük varsa, iyilik yaratmak adına o kadar çok sebebimiz var”

Sakıncalı Astrolog

Birsen Sunguray

Terazi Dolunayı


Merhabalar Dostlar,
31.3.2018’de saat 15:36’da Terazi burcunda Dolunay gerçekleşecektir. Ankara üzerinden baktığım dolunay haritasında, harita yükseleni Aslan burcunun son derecelerinde gerçekleşecektir. Bu nedenle; yönetim, liderlik, sahne sanatçıları, aşk temalı konular ön plana çıkacak ve daha önce fark edilmeyen bazı mevzular açığa çıkacaktır. Bu konularda kayıplar ile karşılaşmamız olası görünmektedir. Dolunay karşıtlığı, 3. Ve 9. Ev girişinde gerçekleşeceği için iletişimi yoğun, seyahatler, uluslar arası ve felsefi konular, üniversiteler ile ilgili konular ise olası durumlar için alan teşkil edebilecektir. Dolunay Terazi burcunda gerçekleşeceği için; adalet, hukuk, uyum, ahenk, sosyal ve kişisel ilişkiler, diplomatik ilişkiler, para piyasaları açısından önemli bitiş, sonlanmaları tetikleyebilir. Dolunay haritasında; Güneş ile kavuşumda bulunan Merkür retro ve yanık olması nedeni ile yine iletişim, ulaşım, anlaşma ve mental konular üzerine oldukça zararlı çalışacak şekildedir. Bu sebeple hem dolunay hem retro sebepli geçici bir zaman dilimi içinde olduğumuzu hatırlayıp, kalıcı hasarlardan kaçınmak en güzeli olacaktır. Merkür retrosu Koç’ta bulunduğu için içsel öfke biriktirmek de yine aynı şekilde sorun olabilir. Bu nedenle, spor veya satranç oynamak gibi aktiviteler ile zeka ve stratejik saldırı enerjisini dönüştürebilirsiniz. Dolunay’da özellikle Güneş ve Ay karşıtlığı Oğlak’ta bulunan iki malefik Satürn ve Mars ile sert bir T kare oluşturmakta, diğer önemli nokta ise iki malefiğin sabit yıldız Facies ile kavuşum yapmasıdır. Sabit yıldız olarak Facies sert karakterli olup kitlesel şiddet içeren olayları işaret etmektedir. T karenin 5. Evde gerçekleşmesi ve Mars ile etkileşim söz konusu olduğu için askeri hareketlilik ve genç insanları hedef alan ataklar açısından kadersel etkiler yaratabilir.

Dolunayla beraber, normalde görmekte zorlandığımız bazı konular büyük ölçekte bizlere görünecektir. Bizler hayatımızda düzeltmek istediğimiz, çıkarmak ve kurtulmak istediğimiz konular üzerine yoğunlaşıp; bir kağıda yazıp, sonra yakarak dolunay ritüeli gerçekleştirebiliriz. Tabii sonrasında yapmamız gereken girişimleri de gerçekleştirmek kaydıyla… Terazi dolunayı; öncelikle barış ve uzlaşma, fiziksel güzelliğimiz, aşk ve arkadaşlık ilişkilerimiz, adalet hakkındaki bakışımız, kişisel uyumumuz, psikolojik ve mental dengemiz, para ve bereket üzerine düşüncelerimiz ve nasıl davrandığımız, sanat ile ilişkimiz, diplomatik yönlerimiz ve hayatımızda ki ben/biz dengesini gözden geçirmemiz için uygun bir fırsat olabilir. Bu dolunay ile kendimizi oldukça şişmiş hissedebiliriz, Terazi aynı zamanda böbrekleri de temsil etmekte, bu sebeple dengeli “su” içme konusu önemli olacaktır. Yine bel, sırt sorunları açısından dikkat edilmesi gereken bir dönem…

Yazımı Terazi Dolunayı için uygun olabilecek içeriğe sahip olduğunu düşündüğüm “Bülbülü Öldürmek” romanından alıntılarla bitiriyorum. Hepimize İlham versin…

Herkese sevgiler, güzelliklerle buluşun

“…gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın.”

“Bir insanın ayakkabılarını giyip bir süre onlarla gezinmedikten sonra o adamı tanıyamazsınız.”

”İnsanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar.”

“Sıfatları kaldırırsan geriye gerçekler kalır”

Sakıncalı Astrolog

Birsen SUNGURAY

Sirius’un Hikayesi

Merhabalar Dostlarım, bu gün Ay ve Sirius kavuşuyor. Bir Hint efsanesinde, Sirius’un hikayesi nasıl anlatılmış bakalım isterseniz :)
Cennetin kapısına ulaşmak adına yola çıkan 4 kardeşten birincisi iyi bir savaşçı ve komutan, ikincisi usta bir şair üçüncüsü ünlü bir aşıktır. En küçük kardeşin özelliği ise sadece gurur duyduğu köpeğidir. Dördüncü kardeş ilk kardeşini bir savaş meydanında ikincisini bir düğünde üçüncüsünü de güzel bir prensesin kollarında bırakır ve cennetin kapısına ulaşır ama köpeğini cennete kabul ettiremez. Bunun üzerine cennete girmeyi reddeder, yolculuğunu cennetten izleyenler ona kardeşlerini terk ettiği halde köpeğini terk etmemesinin sebebini sorarlar. Küçük kardeş diğerlerinin kendi kaderlerini izlediğini ama köpeğinin ona tüm kalbiyle bağlandığını söyler. Bunun üzerine cennettekiler köpeği bir takım yıldız haline getirirler. Bu yıldız kümesindeki en parlak yıldızın adı siriustur yani köpeğin kalbi…

17 Mart Balık Burcunda Yeniay

Merhabalar Dostlarım,

Bu gün 17 mart 2018 saat 16:11 de Balık burcu 26 derecede yeniay doğacaktır. Yeniay Chiron ile kavuşum yapmakta ve 8. Evde gerçekleşmektedir. Bu görünüm ile kayıplar ve başkası için çare olduğumuz ama kendimizde kapanmayan yaralarımıza bakmanın zamanı gelmiştir. Chiron ve Jüpiter,Pluton olumlu açıları, dertlerimize çare bulabileceğimiz ancak bunun için kendimizi değiştirmemiz gerektiği mesajını veriyor. Hem Chiron mitolojik hikayesinde, hem de balık burcunun doğasında çarenin “bırakmaktan” geldiğini de hatırlatmak isterim. Yine 29 derece Yay’da, 5. Evde bulunan Mars ile Chiron sert bir açı yaparak “genç erkek” ve “askeri” figürler açısından dikkatli olunması gerektiğine işaret ediyor. Harita da yükselen Aslan burcunda olduğundan toplumsal bazda yönetici, sanatçı gibi önemli kişilikler ön planda olacaklardır. Yine yükselen doğası gereği, egosal ve baskın tutum içeren olaylar gündemimize düşebilir. Bu kadar Balık vurgusu olan harita da yükselenin Aslan olması bizim açımızdan, eriyip gitmeme, karakterli duruş sergileme üzerine mesajlar iletmektedir. Yeniay ile astreoid olarak birleşen Herakles’in 12 denemesine göz atacak olursak, Balık burcu denemesi “ödevini unutmamak” ve “kaybolmamak” üzerine mesajlar içermektedir.

Bizler yeniay ve yeni enerji ile; Hayal gücümüz, yardım severliğimiz, ilahi sistemdeki yerimiz, kutsalla olan bağımız, bırakmamız gerekenler, belirsizlikler, ilüzyonlar, fedakarlıklarımız, şifacı yönümüz, kendimizde iyileşme bekleyen yaralarımız için niyette bulunabilir ve olumlama yapabiliriz… Yine son olarak Balık burcu vurgusu yüksek olduğu için ayaklarımız ile hassasiyet yaşayabiliriz ve lütfen susuz kalmayalım, sokaktaki canlara da su ve yiyecek vermeyi ihmal etmeyelim :)

Sevgiyle Kalın

Sakıncalı Astrolog

Birsen Sunguray

BAŞAK DOLUNAYI

“Dünyada ki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır. Görev büyük bir şey yapmak değil, gerekeni yapmaktır.” A. Carrel

2 Mart 2018 3.51 de Başak burcu 11. derecede dolunay oluşacaktır. Bu ay iki kez dolunay göreceğimiz için aynı zamanda “mayi ay” olarak da adlandırılıyor. Ankara üzerinden bakacağımız haritada dolunay 8. evde oluşmakta ve Güneş karşıtlığı ise Balık burcunda stelyum ile oluşuyor. Balık stelyum maddi manevi değerler ile iletişim ve ulaşım konularını vurguluyor. Dolunay ise ölüm,kalım, ölüm ötesi ve cinsellik temaları ile uluslar arası konuları görünür kılıyor. Ayrıca 12. evde Yay’da bulunan Mars ile t kare yapan dolunay aksı, gizli düşmanlık ve uluslar arası sorunlu durumları görünür hale getiriyor.
Bu bağlamda; inanç ve fanatizm üzerinden ve olayların net görülmediği adeta bir perde üzerinden bize yanlı olarak yansıtıldığı zamanlardan geçtiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ancak 12. ev Mars ve IC ile kavuşan Uranüs olumlu açısı (daha çok işbirliği demek uygun olur) alttan alta kaynayan bir kazana işaret ediyor. Konular itibariyle dikkat ve idrak en önemli yardımcımızdır diyebilirim.
Satürn ASC yakın olduğu için bürokrasi, ciddiyet, yönetim konuları ön plana taşınacaktır ve 1. ev Pluton, üzerimizde ciddi kontrol, denetim ağırlığı hissedeceğimizi gösteriyor.
Harita açısından Akrep Jüpiter ve Balık Chiron olumlu açısı birbirimize yardım ve şifa sunabileceğimizi göstermesi açısından önemli.
Harita açısından genel yorumum; “Yapmamız gerekenleri tam olarak yaptıktan sonra ilahi olana güvenmek gerekliliğidir.”
Dolunay ile bitirmemiz, hayatımızdan çıkarmamız gerekenler daha görünür olacaktır. Başak Dolunayı ile; hayatımızda ki, çalışma hayatımız, alçakgönüllü olmak, düzen, tertip, temizlik gerektiren konular (ruhsal ve zihinsel temizlik dahil) emek verdiğimiz konular, sosyal somut faydalar yaratma, yardım etme, kendimizi kurban konumuna soktuğumuz durumlar, fedakarlıklarımız, alma-verme dengemiz, birlik bilincimiz üzerine düşünmek ve kendimize ve kolektif ruha hizmet etmeyen konuları çıkarmak iyi olabilir.
Başak ve Balık aksı özellikle hizmet odaklı çalışmaktadır. Bu açıdan özdeğerlendirme çok önemlidir. Yine Peter Drucker’ın çok sevdiğim bir sözünden alıntı yapmak istiyorum “Etken olmak ve edilgen olmak arasındaki fark; doğru işler yapmakla, işleri doğru yapmak arasında ki farktır”
Dolunay ve yükselen toprak elementinde olduğundan sahip olduklarımıza şükredip, özellikle sokakta bulunan sahipsiz canlara ve çevremizde ihtiyacı olanlara yardım etmek yine iyi olabilir.

Her şey gönlünüzce olsun, sevgiyle kalın

Birsen SUNGURAY

Türk vampir.

  • Birazdan güneş doğacak…
  • Gün doğmadan neler doğar…
  • Türkiye sana yaramamış… Ben kaçıyorum.
  • Kaçma! Allah’ın izni, peygamberin kavliyle git.