Bertrand Russell – Muhammed Ali

Muhammed Ali,

Ernie “Ahtapot” Terrell ile çıkacağı maça hazırlanırken, çalıştığı salonda onu seyre gelen basın mensuplarının, “Komisyon sizi askere almaya karar verdi, Vietnam’a gönderileceksiniz, buna ne diyorsunuz şampiyon?” şeklindeki sorusuna, “Vietkonglularla ne problemim olabilir ki? Onlar bana hiçbir zaman ‘pis zenci’ demediler!” yanıtını vermişti..

O akşam evine döndüğünde, evinin önünde, aleyhinde “vatan haini”, “koca ağızlı piç”, “askerde gününü göreceksin”, “senden nefret ediyorum” diye bağıran bir kalabalıkla karşılaşır.

Sinirli bir şekilde evine girdikten sonra da ardı ardına çalan telefonlar ve her türlü hakaret durmak bilmez. Bir ara, kardeşi Rahman bir telefon ahizesini ona uzatır, “İngiltere’den Bertrand Russell diye biri arıyor,” der.

Hattın öbür ucundaki adam İngiliz aksanıyla konuşmaktadır: “Merhaba, Muhammed Ali ile mi konuşuyorum?”

– Evet, buyurun.

– Tebrikler! Şampiyonlar genellikle iktidardan yanadır. Siz öyle değilsiniz.

Bertrand Russell’ın kim olduğu hakkında en ufak bir fikri olmayan M. Ali sorar:

-Pekala ahbap, sana bir soru: Mayıs’ta Londra’da sizin Henry Cooper’la maçım var. Bahis oynayacak olsan, parayı hangimize yatırırsın?

“Cooper güçlü bir boksör, fakat paramı sana yatırırdım..”

“- Ha ha haa ! Göründüğün kadar aptal değilsin !..”

O günlerde sıklıkla yaptığı bir espridir bu Muhammed Ali’nin..

Birkaç gün geçer.. Lisansını geri alabilmek için, Vali Reagan’ın ofisine giden boksör, bekleme salonunda bunalmış durumdayken, kitaplıktan rastgele bir ansiklopedi alıp karıştırmaya başlar.. Ve o ciltte yine tesadüfen Bertrand Russell ile ilgili şu satırlarla karşılaşır: “Bertrand Russell 20. yüzyılın önemli filozoflarından biri, matematikçi, 1950 Nobel Ödülü sahibi…”

Çok utanmıştır, bu büyük yazara karşı yaptığı espri nedeniyle. Hemen o gün Russell’a telefon açar:

“-Efendim, ben serserinin tekiyim. Lisede bana sizin kim olduğunuzu öğretmemişlerdi. Yaptığım kaba şakadan ötürü beni bağışlayın lütfen..”

“Rica ederim. Bence güzel espriydi. Lütfen bunu dert etmeyin şampiyon. Siz tüm insanlığın iyiliği için çalışan birisiniz. Size tüm benliğimle hayranlık duyuyorum. İngiltere’ye gelince haber verin..”

Muhammed Ali bu görüşmeden sonra, İngiltere’ye gideceği güne kadar, Russell’ın hemen hemen tüm kitaplarını okur ve çok sever.. O kadar ki, onun bir fotoğrafını yanında taşımaya başlar. İnsanlara ondan bahsederken çıkarıp göstermektedir..

İngiltere’de görüşemezler, yazar zaten çok yaşlıdır.. Fakat onunla sık sık mektuplaşırlar, birbirlerine kart gönderirler..

1970’in Şubat ayında bir gün ona telefon ettiğinde, Russell’ın birkaç gün önce öldüğünü öğrenir..

Hiç görüşemediği, fakat onu gerçekten çok sevdiği yazarın fotoğrafını hep yanında taşır..

K. PERKER “Defterler”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir