Sihirbazlar Çetesi

Merhabalar dostlarım, şu an farklı bir şeylere odaklanma ihtiyacımdan ötürü; izlediğim, beğendiğim bir filmle ilgili bir yazı yazmak istedim. Aslında filmde tam Merkür tarzı :) Sanırım ikizler doğam sebepli…Konu içinde Thot geçince başka türlü bakıyorum. Özellikle bu filmde geçen bazı temaları astrolojik bakış açımla anlatmak istedim. Dilerim beğenirsiniz ;)

HER ŞEYİ GÖREN GÖZ

Osiris (Her şeyi gören göz)Efsaneye göre Horus, Osiris’in oğludur ve babasının cesedinin tohumundan oluşur. Horus büyüyüp güçlenene kadar İsis, onu saklar. Horus, güçlenir ve Seth ile savaşır. Bu savaşta Horus Seth’in hayalarını koparır. Seth de Horus’un gözünü parçalar ve Horus, çıkan gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenlik simgesi olmuştur. Annesi İsis parçalanan gözü yeniden tek parça haline getirir, ama o göz görmez. Horus, tek gözlü olarakyaşamaya devam eder.
(Güneş ve ay tutulması, Horus’un gözünün parçalanması ile oluşur) Savaşı kazanan Horus, gözünü geri alır ve onu babasına armağan eder. Horus, Osiris’in ardılı olarak gösterilir. Bazı anlatılara göre Horus ile Seth arasındaki savaşta tanrı Toth hakemlik eder ve savaşa son verir. Savaşta Seth yenik düşer. Osiris ölüler dünyasısın kralı iken savaşın sonunda Horus yaşamın kralı olur. Seth ise her türlü kötülüğün tanrısı olmaya devam eder.
Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder. Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür. Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi. (Bu nedenle Horus’un gözü güneşle temsil edilen Ra’nın gözü olarak da ifade edilir.) Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden bu gözü çıkarmaya çalışmıştır. Eski Mısır mitolojisine göre Horus, sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.

Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın “bir”liğini (tekliğini) matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bu anlam şöyle açıklanır: Bir bütün ikiye bölündüğünde 1 / 2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1 / 4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32 ve 1 / 64 elde edilir.

Bunların tümü toplandığında ise 63 / 64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz; yalnızca Mutlak (Allah) bir’dir. Horus’un gözü “glifler” denilen parçalardan oluşur ki, bu altı parça, sırasıyla, 1 / 2, 1 / 4, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32, 1 / 64’ü ifade eder.

Geleneğe göre, Horus’un gözü Seth adlı tanrı tarafından parçalanmıştı. Bu parçaları Thot adlı tanrı (ibis kuşu ile temsil edilen tanrı) bir araya getirerek Horus’u yeniden göz sahibi etmişti. Bu gözün muhtelif kısımlarını temsil eden kesirlerin toplamı 63 / 64 etmektedir. Bu sebeple, Thot’un sihir yoluyla buradaki noksanı tamamladığı Kabul edilmekteydi…

TAROT APTAL KARTI

Aptal kartı tarotun en güçlü kartlarından biridir. Sıfır numaralı karttır. Yanındakilere göre değer kazanır ve kazandırır. Yola yeni çıkmış toy ve saf olduğundan “abdal” olmaktan kaynaklı güçlere sahiptir. Kötülüklere şaşırır ve beklenmeyen çözümleri üretir. Bu bağlamda kova burcuyla da ilişkilendirebiliriz. Bir çeşit evinden yeni çıkmış (bedel veren) ve bunu yüksek değerler adına, çok da konuya vakıf olmayan kahramana benzetebiliriz. Kova burcu tarzı aklı meşguldur ve kartta ki avare haline rağmen (köpeğinin koruması gibi) aslında ilahi yardım görmektedir.

MAHŞERİN DÖRT ATLISI

Felsefi gizemlere göre dört atlı mecazı insanın dünyada ki varoluşunun aşamalarını anlatır. İlk ve ruhani aşamada başında bir taç vardır. Deneyim alemine inerken elinde bir kılıç taşır. Kendine fiziksel bir ifade kazandığı en düşük ruhani halinde terazi taşır. Felsefi ölümüyle birlikte tekrar yüksek kürelere doğru serbest kalır.
Ateşsel esiri sembolize eden ilk atlı Jüpiter’dir ve elementler hiyerarşisi içindeki en yüksek yer ona aittir. Bu at kanatlı ve hızlıdır, bütün diğerlerini saran en büyük halkayı gösterir. En saf ışıkla parlar ve bedeninin üzerinde Güneş, Ay, yıldızlar ve esiri bölgenin bütün cisimlerinin imgeleri bulunur.
Hava elementini gösteren ikinci atlı Juno’dur. O Jüpiter’in atından sonra gelir ve daha küçük bir halkayı gösterir; rengi siyahtır ancak Güneş’e maruz kalan kısım aydınlıktır.Dolayısıyla havanın gündüz ve gece yönlerini gösterir.
Su elementini gösteren üçüncü atlı Neptün’dür. Ağır bir yürüyüşü vardır ve küçük halkayı temsil eder. Durağan toprak elementi olan dördüncü at hareketsiz ve gemini ısırırken temsil edilir ve Vesta’nın atıdır. Bu dört at aralarındaki ısı farklarına rağmen uyum içinde yaşarlar. Bu durum dünyanın, elementlerin işbirliği ve uyumuyla ayakta durduğunu söyleyen filozoflarla aynı şekildedir…

Birsen SUNGURAY
Sevgilerle

(Mahşerin dört atlısı bölümü Manly P. Hall‘dan alıntılanmıştır)