Piramitler

I. BÖLÜM

Piramit, göklere ulaşma ve yücelme tutkusunu belirten kutsal la bağ kuran bir simgedir. Eski Mısır dilinde piramit sözcüğünün karşılığı “mere” dir. Bu terimin özü kozmik, evrenle ilgili bir anlam içermemektir. Etimolojik açıdan incelendiğinde, “yukarı çıkış yeri” ya da “yukarıya çıkışı sağlayan nesne” anlamına gelmektedir.

Piramit sözcüğü Yunanca’da ise ’Pyros’’ sözcüğünden türetilmiştir.
Pyros Yunanca’da ‘’Ateş’’ anlamına gelmekteydi. Bu sözcüğün “Kutsal Işık” anlamında da mecazi kullanımı bulunmaktadır.

Piramit denilince aklımıza ilk olarak Mısır Piramitleri gelse de, Amerika kıtasından, Asya kıtasına kadar dünyanın bir çok bölgesinde aynı Mısır Piramitleri gibi çeşitli eserler mevcuttur. Bunlara örnek olarak; Sümer yapısı Ziguratlar, Bosna piramitleri, Maya, Aztek piramitleri ve Çin’de bulunan Türk piramitleri öne çıkanlardır.

keops-piramidiMısır’ı anlatmaya öncelikle Nil nehrinden başlamak gerekir. Mısır’ın en önemli besleyici kaynağı Nil nehridir. Ayrıca doğal bir ayırıcı da olmuştur. Bu sebeple Mısır’ın ülkesinin ilk yılları Yukarı Mısır ve Aşağı Mısır olarak iki ülke olarak gelişmeye başlamıştır. Yukarı Mısır’ın başkenti Nekheb’di. Şehri atmaca Tanrıça Nekhebet koruyordu. Aşağı Mısır’ın başkenti ise delta da buluna Pe kenti idi. Yunanlılar daha sonra buraya Buto adını vermişlerdir. Bu kenti ise yılan Tanrıça Edjo koruyordu. Bu dönem aynı zamanda “Sülaleler öncesi dönem” olarak da geçer. Bu ayrı birliğe sahip ülkeyi Yukarı Mısır’ın kralı Menes birleştirmiştir. Kral Menes aynı zamanda “Akrep Kral” olarak da bilinmektedir. MÖ 3100de bu siyasi birleşme ile Mısır’ın bilinen tarihi ve hanedanlar dönemi başlamıştır. Menes başkentini Memphis’te Nil’in batı yakısına kurar. Kentin yeri hem siyasal hem de sembolik olarak önemlidir. Çünkü deltanın üst bölümünde ve Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır’ı birleştiren bir noktadadır. Nehrin karşı bölümü ve 20 km. kuzeyinde ise efsanevi kent Annu ya da Yunanlıların taktığı isimle Heliopolis bulunmaktadır. Burada çok güçlü rahiplerden oluşan bir ekolü temsil ve devam ettirmişlerdir. Güneş Ra’nın tapınağı da buradadır. Yazılı en eski tarihi bilgileri bize aktaran Herodotus, bu şehir ve misyonundan saygıyla bahsetmektedir. Yine nehrin karşı kıyısı ve yukarısında Gize platosu bulunmaktadır. Egyptaloglar buraya Mukattam Formasyonu da demişlerdir. En çok bilinen üç büyük piramitte yine bu alandadır. Bu piramitlerin yapılışı ıv.hanedan dönemine denk gelmektedir. Piramitler ıv.hanedandan gelen firavunların isimleriyle anılırlar. Keops, Kefren, Mikerinos…Gize Platosunda ayrıca, daha başka uydu piramitler, dua yerleri, tapınaklar, efsanevi büyük sfenks yer almaktadır.

Heliopolis aynı zamanda devleti de içine alan bir külte ve dinsel yapıya sahipti. Farklı yerleşimlerde, farklı tanrı ve tanrıça inanışları olsa da Heliopolis’in temsil ettiği Atum-Ra ve dokuz Tanrı ve Tanrıçadan oluşan Panteon her yerde saygı ve inanış görüyordu. Piramitlerin yapımında da Heliopolis’te bulunan rahiplerin rol oynadıkları ve yönlendirmelerine göre yapıldığı kesinlik taşımaktadır. Heliopolis bilgeleri, çok iyi eğitim almakta idiler. Simgesel mimari, hiyeroglif yazısının gelişimi, matematik, astronomi ve örtük bilgilere vakıftılar. Aynı zamanda Sirius Gizemi olarak da adlandırılan gizemlere sahiptiler. Piramitlerin yapılışında bu gizem önemli olmuştur. İlk piramit olarak tanımlanacak yapılar ııı. Hanedana denk gelen basamaklı Zoser piramitidir. Bu piramitin yapılmasında firavun Zoser’in veziri de olan Heliopolis rahibi İmhotep bir çok yeni teknik uygulatmıştır. Aynı zamanda Yunanlılar İmhotep’i kendi tıp Tanrıları Asklepios la özdeştirmişlerdir. İmhotep Heliopolis’in başrahibi ve astronomu idi. Onu “başgözlemci” olarak adlandırmışlardı. IV.hanedan dönemine denk gelen Gize piramitlerinin planlanmasında İmhotep’in rolü olduğu ancak yapım aşamasını göremediği çeşitli kaynaklarda geçmektedir.

Ancak Mısır bundan çok daha öncesinde, Mısır tarihinin başladığını ve her iki ülkenin de Tanrılar tarafından yönetildiği altın bir çağın varlığına inanır. Bu çağ ilk ilahi firavun olarak Osiris’den başlatılır. Ölen firavunları Osiris’e ulaşırken, yeni firavunları ise Horus olarak kabul görür.

II. BÖLÜM

Büyük piramit ya da Keops piramiti, (Herodotos’un Grekleştirdiği ismiyle) Koruyucu Tanrısı Khunm-Khuf olan Khufu döneminde yapılmıştır. Keops büyük piramit için Gize’nin yaklaşık sekiz km. batısında ve Libya Çölü kıyısında bir bölgeyi seçmiştir. Gize bu günki Kahire’nin güneybatısında, Dakfour’un kırk ve Memfis’in otuziki km. kuzeyinde bir kenttir. IV. Hanedan’ın krallarından Khafre (Kefren) ve Menkaure (Mikerinos) piramitleri de aynı plato üzerindedir.

orion-takimyildizi-gizemiTüm kompleksin dağılımı, Orion takımyıldızı şeklinde oluşturulmuştur. Keops piramiti, coğrafi konum olarak kuzey 30’ enlemi üzerinde yer almaktadır. Piramiti tabanını ikiye bölen boylam hattı ise, en fazla kara parçası ve en az deniz üzerinden geçen boylamdır. 30’derece enlemi ise yine en fazla kara, en az deniz içeren enlemdir. 30. Enlem’le 30. Boylam üzerinde bulunan Keops, bulunduğu nokta itibariyle aynı zamanda, Dünya’mn diğer gizemli noktaları ile de büyük bir uyum içindedir. Bermuda Üçgeni, Ejder Üçgeni ve Lhasa Keops’un tam olarak tabanından geçen 30. Kuzey Enlemi de Dünya üzerindeki bazı gizemli noktalarla irtibatlıdır. Gize’den ayın uzaklıkta olmak üzere Batı’da Bermuda Üçgeni, Doğu’da ise Japonya açıklarındaki Ejder Üçgeni bu enlemin üzerinde yer alır Merkezi Gize olan bu her iki simetri içinde bulunan bölgelerin geçmişi bugün bile açıklanamayan yaşanılmış bir dizi esrarengiz olaylarla doludur. Üstelik aynı enlem Tibet’in gizemli başkenti Lhasa üzerinden de geçmektedir.

Temelinin her bir köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniye Pi Sayısı Temel çevresinin yüksekliğine oranı Pi sayısının iki katma eşittir: 2 X 3.1415. Piramit Kübiti Bu eserin yapımmda kullanılan temel ölçüm birimi 636.66 ram’ye denk gelen “Piramit Kübiti”dir. Dünyanın merkezinden Kutba uzatılan yarı çap Dünyanın merkezinden Kutba uzatılan yarıçap 6357km’dİr Bu da “Piramit Kübitii”nin 10 milyon katına eşittir. Piramidin her bir üçgen biçimindeki yüzeyinin yüzölçümü piramidin yüksekliğinin karesine eşittir. Böyle olması için, yapılan hesabın altın sayısı (Fİ sayısı) na tekabül etmesi gerekir.
Dünya ile Güneş arasındaki mesafe; Dünya ile Güneş arasındaki mesafe ortalama 149.5 milyon kilometredir. Piramidin yüksekliğinin ise tahmini olarak 147- 149 metredir. Tahmin ediliyor dememizin sebebi (epe noktasının zaman içinde erozyono uğramış olmasından dolayı bu gün için kırık olmasıdır) Bu oranlara baktığımızda, piramidin yüksekliğinin I milyarla çarpımının dünyamızın Güneşe olan uzaklığını vermekte olduğu görülmektedir.

Güneş Yılı’nın Günleri: Piramidin temel kenarının uzunluğu 365.25 “Piramit Kiihiti”dir. Bu da, Dünya’nın Güneş Yılı’nın gün sayısına eşittir.

Depremlere dayanıklılığı: Büyük Piramit çok sağlam bir kaya yatağının üzerine inşa edilmiştir. Hem bu nedenle, hem de geometrik şeklinden dolayı, çok şiddetli depremlerden bile etkilenmesi mümkün değildir. Binlerce yıldır ayakta kalması da zaten bunun en büyük kanıtıdır.

Tonlarca ağırlığındaki Piramit ve Kireç Taşı blokları: Yapımında yaklaşık 2.600.000 blok granit ve kireçtaşı kullanılmıştır. Bu taş bloklarının her birinin ağırlığı 2 tondan 70 tona kadar değişmektedir. Milimetrelik bir orandaki titizlikle özel boyutlarda kesilen tüm bu bloklar, birbirleri ile o denli hassa bir şekilde birleştirilmişlerdir ki, bloklar arasından saç teli bile geçemeyecek derecede, hiçbir boşluk bırakılmamıştır. Bu birleştirilme işleminde harç kullanılmamıştır. Yüzeylerindeki çıkıntıları basamak gibi kullanarak yaklaşık yarım saatte piramidin tepesine tırmanmak mümkün olabilmektedir. İlk yapıldığında üzeri cilalanmış kireçtaşı levhaları ile kaplıydı. Dolayısıyla yüzeyi bugünkü gibi basamaklı değil, dümdüzdü. Hem depremler, hem de insanoğlunun tahripkâr davranışları nedeniyle, bu tabaka artık tümüyle yok olmuştur. Kireçtaşı levhalarının ne yazık ki çoğu, daha sonraları Kahire’de ki inşaatlarda kullanılmıştır.

BÜYÜK PİRAMİTİ ARAŞTIRANLAR

Tarihi kayıtlara göre Piramide girmeye çalışan ilk kişiye M.S 820 yılında rastlıyoruz. Harun-u Reşid’in oğlu olan Halife Abdullah Al-Mamun, piramidin içinde muazzam hazinelerin saklı olduğunu duyduğunda,bu gizemli yapıya girmek için bir ekip oluşturmuştur. Al-Mamun hazinesine kavuşamamakla beraber “Kral ve kraliçe odası” olarak adlandırılan önemli bölümleri keşfetmiştir.

İlk Bilim Âdâmı, 1638’de Piramide Adım Attı…
Bu tarihte İngiliz Astronom ve Metamatikçisi John Greaves ilk incelemeye gelen bilim adamı olmuştur. Sonrasında İngiliz Nathaniel Davison, Napolyon ve askerleri, 19.yy başlarında Kaptan Caviglia 1836 da kendisine katılan Albay Howard Vyse ile burada yerleşip uzun süre kalmış ve bir çok keşifte bulunmuşlardır.

PİRAMİTLERİ EZOTERİK AÇIDAN İNCELERSEK:

Piramitler şekilsel özellikleriyle enerjileri konsantre etme özelliğine sahip oldukları gibi aynı zamanda şekilsel özellikleriyle ezoterik anlamlara da sahiptir. Piramidin şekilsel olarak neyi sembolize ettiğini anlamak için önce bu geometrik şekli parçalarına ayırmak gerekir. Piramidi oluşturan geometrik şekiller iki kısımdan oluşur. Temeli kare, yan kenarları ise tepede birleşen dört adet üçgen… Temeli kare olan yapı “Kutsal Mimari”de üçgenle yükselmek zorundadır. Çünkü üçgen kozmik hiyerarşinin sembolüdür. Aynı konik yükseliş gibi… Maddesel alanda bu yükselişinin sonu kendisini piramit şekliyle ifade eder. O halde piramit şekline genel olarak baktığımızda, spiritüel alanın piramit şekliyle maddesel alanda tezahür etmiş ya da yansımış hali olduğunu söyleyebiliriz. İşte “Kutsal Mimari”nin özünü ve temelini oluşturan ezoterik alfabenin kısa açıklaması budur.

Ezoterizm’de piramitsel mimarinin Kozmik Mabed’in bir yansıması olduğunun söylenmesinin nedeni sanırım şimdi daha iyi anlaşılacaktır. Evet… Piramit şekilsel özelliğiyle “Kozmik Mabedi” yani spiritüel ve maddesel alanlarıyla Birlikte, kozmik hiyerarşik varoluşu sembolize etmektedir.

Birsen Sunguray

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir